Siyaset kelimesinin karşılığı devlet işlerinin yürütülmesi ve düzenlenmesidir. Farklı siyaset anlayışlarının devlete ve millete etkilerini anlatmak için yürütülen işlerin tamamına da kısaca politika, bu işleri yürütenlere de politikacı diyoruz. Ülkemizde politikacı denince; siyasi partilerin mahalle temsilcisi dahil, belediye meclisi üyesi, il genel meclisi üyesi, ilçe ve il başkanı, belediye başkanı, milletvekili, bakan ve partilerin üst yöneticileri anlaşılır.

Devlet işlerinin düzenli ve verimli yürütülmesinin ilk şartı, kamu ihtiyaçlarının doğru tespit edilmesidir. İhtiyaçlarını doğru tespit edemeyen siyaset kurumu kaynakları verimli kullanamaz.

Siyasetin temel amacı geleceği imar etmektir. Geleceği imar etmek ise, doğru eğitim ve öğretimle mümkündür.

Devletimizin en büyük ihtiyacı nitelikli insandır. 10 uncu Beş Yıllık Kalkınma Planının ana teması nitelikli insandı. Plan döneminin (2014-2018) sonunda bu hedefe ulaşabildiğimizi söylemek mümkün değildir.

Cehaleti yenmeden yoksulluğu yenemezsiniz, cehaleti yenmeden çatışmaları, kini, öfkeyi, nefreti, öteki duygusunu yenemezsiniz. Cehaleti yenmeden ahlaklı bir toplum oluşturamazsınız. Cehaleti yenmeden toplumda adaleti, hak ve özgürlükleri tesis edemezsiniz. Cehaleti yenmeden refaha artıramazsınız, var olan refahı da toplumda adil bir şekilde yaygınlaştıramazsınız.

Muhakeme yeteneği olan, analitik düşünebilen tanımlı ve nitelikli insan kaynağını geliştirebilirseniz her kademede nitelikli yöneticilerin ve siyasetçilerin görev yapmasını yani çok daha iyi yönetebilen kadroların oluşmasına imkan sağlamış oluruz. Bugün siyasetin insan kaynağı Ülkemizin ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda değildir. Adaletin sağlanabilmesi için kamu kaynaklarını kullanan siyaset adamlarının ve bürokratların emanet-ehliyet-liyakat esasına göre seçilmesi veya atanması gerekir. Nitelikli insan kaynaklarımızın artırılmasının sonucu da nitelikli seçmen ve seçilen demektir. Seçilmiş nitelikli kadrolar da elbette nitelikli liyakat ve ehliyet sahibi atanmış kadroların oluşmasını sağlayacaktır.

Toplumun ihtiyaçlarının doğru tespiti, bu ihtiyaçların öncelik sırasının doğru belirlenmesi sadece politikacının işi olmamalıdır. Yani bir ilin ve ilçenin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarının tespit edilmesi işi; sadece siyasi partilerin il ve ilçe başkanlarının, milletvekillerinin, belediye başkanının işi değildir.

Demokrasi kurum ve kurallar bütünüdür. Kuvvetler ayırımı olarak ifade ettiğimiz yasama, yargı ve yürütme güçlerinin bir birinden bağımsız, birbirleri üzerinde vesayet kurmadan faaliyetlerini sürdürmesi demokrasimizin temelidir. Demokrasinin ekonomik kalkınmaya ve refaha katkı sağlayabilmesi için sistem içerisinde yer alan tüm kamu-sivil kuruluşların ahenk içerisinde birbirlerini tamamlayarak çalışması gerekir. Sivil topluma dayalı kalkınma modeli; toplumda ihtiyaçların doğru ve adil bir şekilde belirlenmesi ve adil bir şekilde kullanılması için en etkili yoldur.

Mevcut Anayasamızın 135 inci maddesi kamu nitelikli meslek kuruluşlarını tanımlamış ve özellikle bazı kamu nitelikli ekonomik faaliyetlerin bu kuruluşlar eliyle yürütülmesine imkan vermiştir. Bu çerçevede, kamu gücü kullanarak faaliyet alanlarında hizmet sunmaya çalışan oda ve borsalar, esnaf ve sanatkar odaları ve birlikleri de sahip oldukları kamu nitelikleri itibariyle birer siyaset kurumları olarak değerlendirilmelidir. Bu kuruluşlar kanun gücüyle elde ettikleri kaynaklarını verimli kullanmakla görevli ve sorumludurlar.

Bir ilde faaliyette bulunan ticaret ve sanayi odasının, esnaf odalarının temel görevi üyelerinin mesleki faaliyetlerinin ve ekonomik çıkarlarının geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Bir il odasının görevini iyi yapmış olması, o ilin ticaretinin ve sanayisinin gelişmesi yani daha fazla üretmesi demektir.

Esasen büyük orunda siyasetin gündemini; üye yapıları ve görevleri itibariyle, kamu nitelikli meslek kuruluşları belirlemelidir. Kamu nitelikli meslek kuruluşları olan odaların, borsaların, esnaf odalarının üyeleri üretenlerdir, hal böyle olduğu için de onların gündemi Ülkenin gerçek gündemidir. Başka bir ifadeyle Ülkemizin gerçek gündemi üretim olmalıdır. O halde odalar ve borsalar, bunların üst birliği TOBB’un, esnaf ve sanatkarlar ve bunların üst birliği TESK’in Türkiye’nin gerçek gündemini belirlemek gibi çok önemli kutsal bir görevi vardır.

Yıllarca oda ve borsalar ile esnaf ve sanatkarlar camiasının ilgili genel müdürü ve ilgili müsteşar yardımcısı olarak görev yaptım. Oda ve borsaların, esnaf ve sanatkarlar odalarının siyasetin gündemine katkı sağlayabilecek kadar etkin ve verimli çalıştığı il ve ilçelerin çok daha kurumsal bir anlayışla daha çok daha hızlı geliştiğini ve daha fazla ürettiğini yaşayarak gördüm. Bu anlayışa sahip şehirlerde, tüm enerji üretim için kullanıldığı için de, dedikodulara, gruplaşmalara, kısır çekişmelere, politik kavgalara zaman kalmamaktadır.

Milli olmak, yerli olmak, milliyetçi olmak, manevi değerlere bağlı olmak hamasetle olmaz, takım tutar gibi siyasi parti taraftarlığı ile de olmaz. Milli olmak, milliyetçi olmak, yerli olmak, manevi değerlere bağlı olmak, ancak; bilgi ile olur, üretimle olur.

Ben bu ülkeyi seviyorum diyen herkesin önce kendisini bilmesi, ülkesinin değerini bilmesi, ülkesinin değerlerini bilmesi ve sahip çıkması gerekir. Bu ülkeyi sevdiğini söyleyen, milli olduğunu söyleyen herkesin önce işini iyi yapması gerekir.