Tarım sektörü; geniş tarım arazilerine, elverişli ve çeşitli iklim yapısına ve buna bağlı olarak zengin bir tarımsal ürün yelpazesine sahip olan Ülkemizin ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Tarımsal üretimin önemli bölümünü hububat, bakliyat, pamuk, fındık, yağlı tohumlar, zeytin, zeytinyağı gibi standardize edilebilen, dayanıklı, depolamaya müsait tarım ürünleri oluşturmaktadır. Buna karşılık, aşağıda detaylı bir biçimde açıklanacağı üzere bu ürünlerin ticaretinde ciddi bir takım sıkıntılar yaşanmaktadır. Ülkemizde tarım ürünleri ticareti hacmi, piyasa yapısı ve kullanılan araçlar gelişmiş ülkelerdeki seviyenin oldukça gerisindedir.

Sektörde yaşanan sorunların aşılması ve depolamaya uygun nitelikteki ürünlerin ticaretinin dünya ile rekabet edilebilir bir düzeye çıkarılması, ancak başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere pek çok gelişmiş ülkede uygulanan lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığı sisteminin ülkemizde de etkin ve yaygın bir biçimde kurulması ile mümkün görülmektedir.

Bu çalışmada öncelikle sektöre ilişkin bilgilere yer verilecek, lisanslı depoculuğun ve ürün ihtisas borsacılığının ne ifade ettiği açıklanacaktır. Ardından ise mevzuatta yer alan temel düzenlemelerden ve sistemin getireceği yeniliklerden bahsedilecek ve son olarak sistemin kurulmasında hangi aşamalardan geçildiği ve şu an ne aşamada bulunulduğu anlatılacaktır.

Lisanslı depoculuğa konu olan tarım ürünleri ticaretinin önemini anlamak açısından, bu ürünlerin önde gelenlerine ilişkin bazı rakamsal büyüklükleri incelemek yerinde olacaktır. Ülkemizin toplam ekili tarla alanı içinde %48,9’luk oran ile buğday ve %19,9’luk oran ile arpa, ekimi en fazla yapılan iki üründür. Ekiliş alanları bakımından diğer önemli ürünlerin tarla alanı içindeki oranları ise ayçiçeğinde %4,3, dane mısırda %4,2 ve kütlü pamukta %4’tür[1]. Bu veriler ışığında, ülkemizdeki tarımsal faaliyetin çok büyük bir kısmını lisanslı depoculuğa konu ürünlerin oluşturduğu anlaşılmaktadır.

Ülkemizde, 2010 yılı içerisinde buğday üretimi 19,6 milyon ton, arpa üretimi 7,2 milyon ton, kuru fasulye üretimi 212.758 ton, kırmızı mercimek üretimi 422.000 ton, ayçiçeği üretimi 1,3 milyon ton, pamuk üretimi ise yaklaşık 2,1 milyon ton olarak gerçekleşmiştir.[2]

Bu denli önemli bir tarımsal üretime sahip olan ülkemizde bahse konu ürünlerin ticareti konusunda ciddi sorunlar söz konusudur. Yaşanan bu sorunların çok farklı boyutları bulunmaktadır.

Bunların başında ülkemizdeki depolama imkanlarının yeterli olmaması, mevcut depoların kalitesiz ve altyapılarının yetersiz olması gelmektedir. Mevcut depoların birçoğunun işletmelerin veya kişilerin bireysel ihtiyaç ve kapasitelerine göre yapılmış olması sebebiyle, üreticilerin çoğunun ürünlerini depolama imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle üreticiler, ürünlerini arzın yoğun olduğu hasat dönemlerinde bir an evvel ellerinden çıkarmak zorunda kalmaktadır. Bu durum ise ürün fiyatlarının düşmesine ve sonuç olarak üreticilerin emeklerinin karşılığını alamamasına neden olmaktadır. Arz yığılması olarak adlandırılabilecek bu durum yalnızca üreticiler açısından değil, aynı zamanda tacirler ve sanayiciler açısından da zararlara yol açmaktadır. Piyasada yıl içerisinde büyük fiyat dalgalanmaları meydana gelmekte ve hasat dönemi haricindeki dönemlerde ürün tedarik etme noktasında sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu sorunu aşmak için sanayiciler asıl faaliyetleri yanında işletmelerinin ihtiyaçları için depolar inşa etmek ve bu depoları işletmek zorunda kalmakta, bu durum ise maliyetlerin artmasına neden olmaktadır.

Öte yandan, lisanslı depoculuğa konu ürünlerin alım satımı ticaret borsalarında[3] gerçekleştirilmektedir. Ancak ticaret borsaları mevcut yapılarıyla ürünlerin pazarlanmasında yetersiz kalmaktadır. Çünkü, mevcut ticaret borsalarımızın neredeyse %90 ınında alıcı ve satıcının sağlıklı bir ortamda bir araya gelebileceği ve dolayısıyla fiyatların sağlıklı bir biçimde oluşabileceği kurumsal ve teknik imkanları ile satış salonları bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra, ticaret borsaları ürünlerin yalnızca fiziksel olarak alım satımının gerçekleştiği spot piyasalar durumundadır. Her ne kadar 1982 yılından beri yürürlükte bulunan 2699 sayılı Umumi Mağazalar Kanunu ürünlerin mülkiyetini temsilen makbuz senedi ve varant gibi belgelerin düzenlenebileceğini öngörmüşse de bu belgelerin kullanımı ülkemizde yaygınlaşamamış ve süreç içerisinde bahsi geçen Kanun, ihtiyaçları karşılayamaz duruma gelmiştir.. Bu durumda Ülkemizde tarım ürünleri ticareti yalnızca fiziki ticaret noktasında kalmış, ürünleri temsil eden belgelerin ve günümüzde gelişmiş ülkelerde ticarette önemli bir yere sahip olan vadeli işlem araçlarının ticareti yeterli gelişmeyi gösterememiştir.

Ülkemizde tarım ürünleri ticaretindeki en büyük aktör olarak Devlet yer almaktadır. Dengeli bir piyasa yapısının bulunmaması sebebiyle Devlet, destekleme alımları yoluyla piyasaya müdahale etmek zorunda kalmaktadır. Mevcut durumda, özel kesimin sektördeki payı yeterli düzeye ulaşamamaktadır.

Ürünlerin analiz ve sınıflandırma işlemlerini yapacak güvenilir laboratuvarların sayısının oldukça az olması da önemli bir sorun teşkil etmektedir. Ürünlerin kalitesi genellikle gözle yapılan muayene ile tespit edilmekte ve sağlıklı olmayan sonuçlara ulaşılmaktadır. Ürünlerin kalite kriterlerine göre tasnif edilememesi nedeniyle üreticiler ürettikleri, tacirler sattıkları, sanayiciler ise satın aldıkları ürünlerin sınıf ve kalitesi konusunda doğru bilgilere ulaşamamaktadır. Bu noktada çeşitli hak kayıpları sıkça yaşanmaktadır. Ayrıca kalite bilincinin yeterli düzeyde olmaması nedeniyle kaliteli üretim teşvik edilememektedir.

LİSANSLI DEPOCULUK VE ÜRÜN İHTİSAS BORSACILIĞI

Lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığı ana hatlarıyla; depolamaya uygun nitelikte olan ve standardize edilebilen hububat, baklagiller, yağlı tohumlar, pamuk, fındık, zeytin, zeytinyağı gibi ürünlerin sınıf, kalite ve standartlarının yetkili sınıflandırıcı laboratuarlarca belirlenmesinin ardından, modern altyapıya sahip sağlıklı ortamlarda depolanması ve bu ürünlerin ticaretinin ürünün mülkiyetini temsil eden ürün senetleri vasıtasıyla; konusunda uzmanlaşmış, uluslararası alanda da faaliyet gösterebilecek nitelikteki Ürün İhtisas Borsasında yapılmasını öngören bir sistemdir.

Ülkemizde lisanslı depoculuğun kurulmasına ilişkin yasal düzenleme 17 Şubat 2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5300 sayılı Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu ile yapılmıştır. Ürün ihtisas borsalarına ilişkin yasal düzenleme ise 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununda yer almaktadır. Anılan Kanunlar gereğince lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığı sistemine ilişkin tüm yetkiler Gümrük ve Ticaret Bakanlığına aittir. [4]

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığına ilişkin mevzuatla verilen görevlerini yürüten ve Ülkemizin bu alandaki yetkili kurumu olan İç Ticaret Genel Müdürlüğü[5] tarafından 5300 sayılı Kanuna istinaden 8 adet, 5174 sayılı Kanuna istinaden 2 adet olmak üzere toplam 10 adet yönetmelik hazırlanarak yürürlüğe konulmuştur. Bu Yönetmelikler aşağıda sıralanmıştır.

Hububat, Baklagiller ve Yağlı Tohumlar Lisanslı Depo Yönetmeliği,
Fındık Lisanslı Depo Yönetmeliği,
Pamuk Lisanslı Depo Yönetmeliği,
Zeytin Lisanslı Depo Yönetmeliği,
Zeytinyağı Lisanslı Depo Yönetmeliği,
Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonu Yönetmeliği,
Elektronik Ürün Senedi Yönetmeliği,
Yetkili Sınıflandırıcıların Lisans Alma, Faaliyet ve Denetimi Hakkında Yönetmelik.
Ürün İhtisas Borsalarının Kuruluş, İşleyiş ve Denetim Usul ve Esasları Hakkında Genel Yönetmelik,
Ticaret Borsaları ile Ürün İhtisas Borsalarında Alivre ve Vadeli Alım Satım Yönetmeliği.
Anılan hukuki düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle birlikte sistemin tüm ayaklarına ilişkin mevzuat altyapısı tamamlanmıştır.

Sistemin en temel ayağını lisanslı depolar oluşturmaktadır. Lisanslı depolar, Gümrük ve Ticaret Bakanlığından kuruluş ve faaliyet izni almış olan ve ürünlerin sağlıklı koşullarda muhafaza ve ticarî amaçla depolanması hizmetlerini sağlayan anonim şirketlerdir. Mevzuatta faaliyet izni alması çok sıkı şartlara bağlanmış olan lisanslı depoların tıpkı bankalar gibi güvenilir ve sağlam kuruluşlar olması hedeflenmiştir. Zira lisanslı depolarda yaşanabilecek sorunlar tüm sistemin kilitlenmesine ve hatta çökmesine neden olabilecek niteliktedir.

Lisanslı depoculuğa konu ürünler, lisanslı depolara kabul edilmeden önce yine Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca lisanslandırılmış olan yetkili sınıflandırıcı laboratuvarınca analiz ve sınıflandırmaya tabi tutulacaktır. Böylece, tüm ürünlerin sınıf ve kaliteleri belirlenerek aynı sınıf ve kalitedeki ürünlerle birlikte depolanması sağlanacaktır. Mevzuatta ayrıca, yetkili sınıflandırıcılar tarafından yapılan analizlere karşı bir itiraz olması halinde ürünleri yeniden analiz etmek, görev alanındaki yetkili sınıflandırıcıların kalibrasyon, uygunluk kontrol ve denetimini yürütmek üzere referans yetkili sınıflandırıcıların yetkilendirilmesi hususu düzenlenmiştir. Bu sayede, ürünlerin kalite ve sınıflarının tespitinde güvenilir bir laboratuvar yapısının oluşturulması amaçlanmaktadır.

Ürünlerin analizi yapılıp sınıf ve kalitelerinin belirlenmesinin ardından lisanslı depolara alınması ve lisanslı depo işletmesince, ürünün mülkiyetini temsil ve rehnini temin eden, kıymetli evrak hükmündeki ürün senedinin düzenlenerek ürün sahibine verilmesi öngörülmektedir.

Sistemin bir başka ayağı, ürünlerin etkin bir biçimde pazarlanmasını sağlamak, alıcı ile satıcıları biraraya getirerek fiyatların sağlıklı biçimde oluşmasını temin etmek üzere anonim şirket biçiminde kurulacak olan Ürün İhtisas Borsasıdır. Bu Borsa, ulusal ve uluslar arası düzeyde faaliyet gösterebilecek olup, Borsada fiziki olarak ürünlerin yanı sıra, ürünü temsil eden ürün senetlerinin ve ürüne dayalı vadeli işlem araçlarının alım satımı yapılabilecektir. 5300 sayılı Kanunda ürün senetlerinin elektronik ortamda da düzenlenebileceği hususu yer almaktadır. Önümüzdeki süreçte, çağın gereklerine uygun biçimde ürün senetlerinin elektronik ortamda düzenlenmesi ve dünyanın önde gelen ülkelerinde olduğu gibi sisteme konu tarım ürünleri ticaretinin tamamen elektronik ortamda yürütülmesi hedeflenmektedir. Böylece ürün ihtisas borsası, tüm işlemlerin elektronik platformda yapıldığı İMKB düzeyinde bir borsa haline gelecektir. Ayrıca mevzuatta mevcut ticaret borsalarının kurulacak ürün ihtisas borsasının acentesi olarak faaliyet göstermesine imkan tanınmıştır.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının gözetim ve denetiminde çalışacak olan sistemin kendi içerisinde de çeşitli güvence mekanizmaları bulunmaktadır. Bunların en önemlisi Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonu’dur. Bu Fonun görevi; lisanslı depo işletmelerinin, yetkili ve referans yetkili sınıflandırıcıların mevzuatta öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı ortaya çıkan zararların tazmin edilmesidir. Bahsi geçen kuruluşlar Gümrük ve Ticaret Bakanlığından faaliyet izni alma aşamasında mevzuatta öngörülen ve Bakanlıkça belirlenecek tutarda teminatı Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonu’na vermek zorundadır. Fon, zararları söz konusu teminatlara başvurmak suretiyle karşılayacak, teminatların yeterli olmaması halinde ise zararı kendi kaynaklarından ödeyerek ilgili kuruluşa rücu edecektir. Tazmin Fonunun yanı sıra lisanslı depo işletmeleri gerek depo ve tesislerini gerekse depolardaki ürünleri sigorta ettirmek mecburiyetindedir. Bu sayede güvenceli ve riskin en az düzeyde olduğu bir yapı söz konusu olacaktır.

5300 sayılı Kanunun gerekçesinde de belirtildiği üzere[6], lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığı sisteminin Ülkemizde yaygın ve etkin bir biçimde kurulması halinde bu sistemin sektörde yaşanan ve yukarıda değinilen sorunlara büyük ölçüde çözüm olacağı düşünülmektedir.

Sistemin faaliyete başlamasıyla birlikte; üreticiler ürünlerini depolayabilecekleri güvenli, sağlıklı ve sigortalı depo imkanına kavuşacak ve ürünlerini fiyatların düşük olduğu hasat dönemlerinde ellerinden çıkarmak zorunda kalmayacaktır. Bu imkan, sektörün tüm aktörlerinin yararına olacaktır. Zira piyasada arz ve talep dengesinin oluşması sağlanacak, sene içerisinde yaşanan büyük fiyat dalgalanmalarının önüne geçilecek ve hasat dönemi dışındaki dönemlerde ürün tedarik etme konusunda yaşanan sorunlar büyük ölçüde ortadan kalkacaktır. Ürün sahipleri ürünlerini yakın çevrelerindeki tacirlere pazarlamak yerine ürün ihtisas borsası sayesinde tüm Türkiye’ye hatta uluslar arası pazarlara ulaşma imkanına kavuşacak ve çok sayıda alıcının rekabetinden yararlanarak daha yüksek kazanç elde edebileceklerdir. Ürün sahipleri ayrıca ellerindeki ürün senetlerini teminat olarak göstererek bankalardan uygun koşullarda kredi alma olanağına sahip olacaklardır.

Profesyonel depoların kurulmasıyla sanayiciler işletmelerinin ihtiyaçları için depolar inşa etme ve bunları işletme maliyetlerinden kurtulacaktır. Bunun yanı sıra, sanayiciler ve tacirler yıl içerisinde ihtiyaç duydukları ürünleri Ürün İhtisas Borsasında güvenilir biçimde ve hatta elektronik ortamda tedarik edebileceklerdir.

Sistem sayesinde çağın gerektirdiği tüm teknolojik imkanlara sahip laboratuvarlarca tüm ürünlerin kaliteleri ve standartları belirlenecek, ürünlerin fiyatları Borsada kalite ve sınıflarına göre oluşacaktır. Böylece her kalitedeki ürünün hak ettiği fiyatlardan satılması sağlanarak bu noktada yaşanan hak kayıplarının önüne geçilecektir. Başka bir boyut ise sektörde kalite bilincinin artacak olması sonucunda kaliteli üretimin teşvik edileceğidir.

Uluslar arası alanda faaliyet gösterecek olan Ürün İhtisas Borsasının kurulmasıyla birlikte çok sayıda alıcı ve satıcının bulunduğu büyük bir ticaret platformu ve gelişmiş bir piyasa oluşacaktır. Bu sayede Ülkemizde tarım ürünleri ticareti fiziki ticaret noktasından, elektronik ürün senetlerinin ticaretine ve vadeli işlem araçlarının ticaretine doğru bir geçiş yaşayacaktır. Öte yandan kurulacak ürün ihtisas borsasının yalnızca Ülke içinde değil Ortadoğu, Balkanlar ve Türki Cumhuriyetlerde de faaliyet göstermesi öngörülmektedir. Böylece Ülkemiz bu bölgelerdeki tarım ürünleri ticaretinin merkezi konumuna gelecektir.

Buna ilaveten, ürünleri temsil eden ürün senetleri ve elektronik ürün senetlerinin hisse senedi, döviz, altın gibi araçlara alternatif bir yatırım aracı olması beklenmektedir. Zira bu senetler, faizsiz yatırım araçları olmaları nedeniyle özellikle Ortadoğu sermayesini kendisine çekebilecek bir potansiyele sahiptir.

Sistemin yerleşmesi ve dengeli bir piyasanın oluşması neticesinde Devletin piyasaya müdahale etme ve alım yapma ihtiyacı ortadan kalkacaktır. Sistem ile birlikte Devletin yalnızca düzenleyen ve denetleyen bir otorite olması ve sektördeki özel sektör payının artması hedeflenmektedir. Bu sistemin getireceği avantajlar sayesinde sektördeki kayıt dışılığın azalması, Ülkemizdeki tarımsal ürünlere ilişkin daha kesin istatistiksel verilerin derlenebilmesi ve bu sayede tarımsal politikaların sağlıklı bir biçimde oluşturulması amaçlanmaktadır.

Ne yazık ki, böylesine büyük değişimlerin kısa bir zaman diliminde gerçekleşmesi genellikle mümkün olamamaktadır. Depolanabilir tarım ürünleri ticaretinde çok büyük bir dönüşüm anlamına gelen lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığı sisteminin Ülkemizde kurulması süreci de hayli sancılı olmuştur. Sistemin öngördüğü depoların, laboratuvarların ve Borsanın kurulmasının çok büyük yatırımlar gerektirmesi, özel sektörün bu konuya ilk etapta tereddütle yaklaşması ve sektörün bu konuda yeterli düzeyde bilgi sahibi olmaması gibi sebeplerle mevzuat altyapısı bütünüyle hazır olan sistemin kurulması oldukça zaman almıştır. Ancak zaman içinde sektörün bu konuda bilinçlenmesinin ve sisteme yönelik getirilen vergi istisnaları[7] ve yatırım teşviklerinin[8] de etkisiyle sistemin kurulmasında büyük bir ivme kazanılmış ve sistem faaliyete başlama aşamasına gelmiştir.

Bugüne kadar 6 adet lisanslı depoculuk anonim şirketine İç Ticaret Genel Müdürlüğünce kuruluş izni verilmiş olup, bu şirketlerin faaliyet izni alması için gerekli olan çalışmalar sürmektedir.[9] Anılan şirketlerden bir tanesi olan ve TOBB ve TMO öncülüğünde kurulan şirket, Ankara’nın Polatlı ilçesinde hububat alanında faaliyet göstermek üzere faaliyet izni alma aşamalarının sonuna gelmiş olup, söz konusu iznin verilmesiyle sistemin çok kısa bir süre içerisinde faaliyete başlaması öngörülmektedir.

Ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyet gösterecek olan Ürün İhtisas Borsasının kuruluş çalışmaları İç Ticaret Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülmektedir. Borsanın muhtemel kurucuları ve bunların ortaklık payları belirlenmiştir. Kuruluş çalışmalarını yürütmek üzere Borsanın muhtemel kurucu ortaklarının temsilcilerinden oluşturulan bir müteşebbis heyet bu konudaki çalışmaları sürdürmektedir.

Lisanslı depo işletmelerinin ve diğer kuruluşların mevzuatta öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmemesinden dolayı ortaya çıkan zararları tazmin etmek üzere, 5300 sayılı Kanunda kurulması öngörülen Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonu, 27/5/2009 tarihi itibariyle faaliyetine başlamıştır.

Polatlı Ticaret Borsası bünyesinde bulunan Hububat Teknolojileri Laboratuvarı, ürünleri analiz etmek, ürünün nitelik ve özelliklerini belirlemek, standartlara uygun olarak sınıflandırmak ve bu hususları belgelendirmek üzere yetkili sınıflandırıcı lisansı almıştır. Öte yandan, itiraz üzerine ürünleri analiz etmek, görev alanındaki yetkili sınıflandırıcıların kalibrasyon, uygunluk kontrol ve denetimini yürütmek üzere hububat konusunda Toprak Mahülleri Ofisi referans yetkili sınıflandırıcı olarak lisanslandırılmıştır.

Ülkemiz, tarımsal üretimde ve ürünlerin ticaretinde büyük bir potansiyele sahiptir. Bu potansiyelinin kullanılması ve dayanıklı tarım ürünlerinin ticaretinde dünya ile rekabet edebilir bir düzeye ulaşılması için lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığının ülkemizde etkin ve yaygın bir biçimde kurulması elzemdir.

Çok uzun yıllardır aynı yöntemlerle ticaret yapılan bir sektörde hiç kuşkusuz bu denli büyük bir değişimin bir anda olması mümkün değildir. Ancak önemli olan ilk kıvılcımın ortaya çıkmasıdır. İlk lisanslı depo işletmesinin kısa zaman içerisinde faaliyete geçmesi ve uygulamanın sonuçlarının alınmaya başlanması ile birlikte sektörün bu konuya olan ilgisinin giderek artacağı, kuruluşu tamamlanan diğer işletmelerin de birer birer faaliyete geçeceği ve onları yeni yatırımların izleyeceği düşünülmektedir.

[1] http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=3979

[2] http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=8470

[3] Söz konusu Borsalar, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu kapsamında faaliyet göstermektedir.

[4] Söz konusu Kanunlarda Sanayi ve Ticaret Bakanlığına verilmiş olan yetkiler, 8/06/2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan 640 sayılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK gereğince Gümrük ve Ticaret Bakanlığına devredilmiştir.

[5] Gümrük ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK, RG: 8/6/2011, 27958.

[6] http://www2.tbmm.gov.tr/d22/1/1-0821.pdf

[7] 3/7/2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 5904 sayılı Kanunla mudi ile lisanslı depo işletmesi arasında yapılan sözleşmeler ve ürün senetleri damga vergisinden, ürün senetlerinin el değiştirmesinden doğan kazançlar ise 31/12/2014 tarihine kadar gelir vergisi ve kurumlar vergisinden istisna tutulmuştur. Ayrıca, ürünlerin lisanslı depolara ilk tesliminde ve borsadaki alım satımında katma değer vergisi istisnası getirilmiştir.

[8] Lisanslı depoculuk hizmetleri, 14/7/2009 tarihli ve 2009/15199 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle, bölgesel desteklerden yararlandırılacak yatırım konuları arasına dahil edilmiştir.

[9] http://www.icticaret.gov.tr/Default.aspx?tabid=352