İsmail Yücel

Yeni Hal Kanunu ve Hal Kayıt Sistemi

5 Haziran 2011

Yaş sebze ve meyve ticareti, komisyoncuları, toptancı hali içinde veya dışında faaliyet gösteren tüccarları, sebze ve meyve üretimi yapan üreticileri, üretici örgütlerini ve kooperatifleri, nakliyecileri, depoculuk faaliyeti yürütenleri, sebze ve meyve ihracatı ve ithalatı ile iştigal edenleri, sınai işletmelerinde hammadde olarak sebze ve meyveleri kullanan sanayicileri ve 73 milyon sebze ve meyve tüketicisini ilgilendiren bir sektörü ifade etmektedir. Sebze ve meyveler ile yeterli arz ve talep derinliği bulunan diğer malların ticaretini düzenlemek, toptancı hallerinin ve pazar yerlerinin çağdaş bir yapıya kavuşturulmasını ve işletilmesini sağlamak görevi verilen İç Ticaret Genel Müdürlüğü, sebze ve meyve ticaretine ilişkin politikaları belirlemek konusunda bu alandaki tek otoritedir. Aşağıda da ifade edileceği üzere, sebze ve meyve sektörünün ekonomik büyüklüğü ve ilgilendirdiği toplumsal kesimlerin genişliği bu sektörü Ülkemizin önde gelen alanlarından biri haline getirmektedir.

Bu çalışmada öncelikte sektöre yönelik rakamsal büyüklüklere yer verilecek, daha sonra ise sebze ve meyve ticaretini düzenleyen mevzuatta sektöre yönelik yapılan temel düzenlemelerden bahsedilecektir.

Ülkemizde, 2009 yılı sebze üretim miktarı yaklaşık 26.8 milyon ton, meyve üretim miktarı ise yaklaşık 16.6 milyon ton olarak gerçekleşmiş olup, toplam sebze ve meyve üretimi 43.4 milyon tondur. 2010 yılında sebze üretim miktarı düşerek 26 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Meyve üretim miktarında ise bir değişiklik olmamıştır.

2010 yılında üretilen sebze ve meyvenin toplam işlem değeri ise yaklaşık 59 milyar TL?dir. Üretilen sebze ve meyvenin yaklaşık % 5?i ihraç edilmekte, kalan % 95?lik kısmı ise ülke içinde tüketilmekte, ancak bunun % 25?i tüketim merkezlerine ulaşmadan zayi olmaktadır.

Yine, iç pazara sürülen sebze ve meyvenin % 30?u hallerde işlem görmekte, kalan % 70?lik kısmı ise hiçbir kayda girmeksizin pazarlanmaktadır.

2010 yılı Ocak-Aralık dönemi ihracat rakamlarına bakıldığında, 3.276.018.000 TL değerinde yaş sebze ve meyvenin ihraç edildiği, sebze ve meyve ihracatının toplam ihracattaki payının ise %1,92 olduğu görülmektedir.

Ülkemizde iki adedi özel teşebbüslerce kurulmuş olan toplam 206 adet toptancı hali mevcuttur.

Büyükşehir belediyesi olan illerimizin tümünde toptancı hali mevcut olup, büyükşehir statüsünde olmayan il merkezlerimizin 55 tanesinde de yine toptancı hali bulunmaktadır. Toptancı hali bulunmayan il sayısı ise 10 olup, bunlar Artvin, Çankırı, Gümüşhane, Muş, Nevşehir, Sinop, Tunceli, Yozgat, Şırnak ve Ardahan?dır.

Kuruluş yerlerine göre bakıldığında ise toptancı hallerinin en çok ilçelerde kurulduğu   görülmektedir.

Sebze ve meyve ticareti; 1995 yılına kadar 12/9/1960 tarihli ve 80 sayılı ?1580 sayılı Belediye Kanununun 15 inci Maddesinin 58 inci Bendine Tevfikan Belediyeler?ce Kurulan Toptancı Hal?lerinin Sureti İdaresi Hakkında Kanun? hükümlerine göre yürütülmekte idi. Sektöre yönelik ilk kapsamlı düzenleme ise 24/6/1995 tarihli ve 552 sayılı ?Yaş Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname? ile yapılmıştır. Söz konusu KHK?nin genel gerekçesinde;

  • Toptancı hallerinin giderek önemini yitirdiği, toptancı hale girişin üretici yönünden maliyetinin yüksek olması nedeniyle meşru olmayan hal dışı satışların miktar ve oran olarak arttığı, bu nedenle kesinti miktarlarının KHK ile azaltıldığı,
  • Pazarlama zincirinde yer alan kanalların çokluğu nedeniyle tarla ve pazar fiyatları arasında normal olmayan farkların oluştuğu, bu durumdan faydalananların ise üretici ve tüketicilerin değil pazarlama aracıları olduğu, bu durumun çözümünün ise üretici birliklerinin teşvik edilmesi ve toptancı hallerine yaş sebze ve meyve borsası karakterini kazandıracak tedbirler alınmasına bağlı olduğu, KHK?ye tüm bu hususlara yönelik hükümler konulduğu,
  • 80 sayılı Kanunun en çok aksayan yönlerinden birini denetim yetersizliğinin oluşturduğu, bu durumu gidermeye yönelik olarak halde çıkacak sorunların ve uyuşmazlıkların çözümünde görüş önermek üzere tarafların katılımı ile bir hakem kurulu oluşturulduğu,
  • Toptancı hallerinin modern ve çağdaş bir altyapıya sahip olmaları için gerekli bulunan tesislerin tip projelere göre yapılmasının öngörüldüğü, halde ve haller arasında bilgi akışını ve iletişimi sağlamak üzere bilgisayar sistemleri kurulması mecburiyetinin getirildiği,

gibi hususlar öne çıkmaktadır.

Söz konusu KHK çıkarıldıktan sonra; KHK?nin uygulanmasını gösterir yönetmelikler hazırlanmış, ayrıca anılan KHK?de iki kez değişiklik yapılmıştır.

Ancak, genel gerekçe ile de tespit edilen eksiklikleri gidermeye yönelik hükümler, sebze ve meyve ticaretini düzenlemekte yetersiz kalmıştır.

Bu nedenle hazırlanan 5957 sayılı Sebze ve Meyveler İle Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun 11/03/2010 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek 26/03/2010 tarihli ve 27533 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu Kanunun “Yürürlük” başlıklı 19 uncu maddesi hükmü doğrultusunda, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı?nın görev ve yetkilerini düzenleyen 15 inci maddesi 26/03/2010 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, standartlarla ilgili 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası 26/03/2013 tarihinde, diğer maddeleri ise 1/1/2012 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Kanunun bütününe bakıldığında, 552 sayılı KHK ile çözüme kavuşturulması amaçlanan ancak çözülemeyen birçok hususa ilişkin yeni düzenlemeler yapıldığı göze çarpmaktadır. Nitekim Kanunun 1 inci maddesinde de, sebze ve meyveler ile arz ve talep derinliğine göre belirlenecek diğer malların ticaretinin kaliteli, standartlara ve gıda güvenilirliğine uygun olarak serbest rekabet şartları içinde yapılmasının, malların etkin şekilde tedarikinin, dağıtımının ve satışının, üretici ve tüketicilerin hak ve menfaatlerinin korunmasının, meslek mensuplarının faaliyetlerinin düzenlenmesinin, toptancı halleri ile pazar yerlerinin çağdaş bir sisteme kavuşturulmasının ve işletilmesinin sağlanmasının amaçlandığı belirtilmiştir.

Kanun ile; geçmişten günümüze sebze ve meyve sektöründe kayıt dışılığı artıran en önemli unsur olarak görülen kesintilere ilişkin düzenlemeler yapılmış; bu kapsamda halde satılan mallardan % 1, hal dışında satılan mallardan ise % 2 oranında hal rüsumu alınması hükme bağlanmış, hal rüsumu alınması uygulamasına istisnalar getirilmiş; ayrıca getirilen bildirim sistemi ile hale bildirimde bulunmak kaydıyla hal dışında da satış yapılabilmesinin önü açılmıştır. Kanunun 4 üncü maddesinde, toptan alım ve satımlardan hangilerinin toptancı hali dışında da yapılabileceği belirtilmiştir. Buna göre;

-Sınaî üretimde kullanılmak üzere satın alınan malların,

-İhraç edilmek üzere satın alınan malların,

-İlgili mevzuatı çerçevesinde ithal edilen malların,

-1/12/2004 tarihli ve 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu kapsamında organik tarım faaliyetleri esaslarına uygun olarak üretilen ham, yarı mamul veya mamul haldeki sertifikalı ürünlerin,

-Üretici örgütlerince toptancı hali dışında satılan malların,

-Fatura veya müstahsil makbuzu ile üreticilerden satın alınan malların,

-Perakende ya da toptancı halinde toptan olarak satmak veya münhasıran kendi tüketiminde kullanmak üzere fatura veya müstahsil makbuzu ile üreticilerden toptan olarak satın alınan malların,

alım ve/veya satım işlemleri toptancı haline bildirilmek kaydıyla toptancı hali dışında da yapılabilecektir. Elektronik ticaret yoluyla yapılan satışlar da bu madde kapsamındadır.

Üretici örgütleri ve üreticiler açısından bakıldığında Kanun ile, üreticilerce kurulan tüm tüzel kişiliklerin üretici örgütü olarak kabul edilebilmesinin yolu açılmıştır. Bu kapsamda; İç Ticaret Genel Müdürlüğünden üretici örgütü belgesi almak yeterli olacaktır. Yine, üretici örgütlerince toptancı halinde satılan mallardan hal rüsumu alınmayacağı hükme bağlanmıştır. Böylece, üretici örgütlerinin işlem maliyetleri azaltılarak mallarını piyasaya sunma imkânları genişletilmiştir. Ayrıca, üreticilerin ve üretici örgütlerinin mallarını tüketicilere doğrudan sunabilmesi için semt pazarlarında/toptancı hallerinde bulunan satış yerlerinin/iş yerlerinin en az yüzde yirmisinin üreticilere/üretici örgütlerine ayrılacağı hükmü getirilerek bu kesimlere ürünlerini tüketicilere doğrudan satabilme olanağı sağlanmıştır. Ayrıca, 552 sayılı KHK?den farklı olarak üretici örgütlerine, ortak veya üyesi olmayan üreticiler ile diğer üretici örgütlerinin mallarını da toptan veya perakende olarak satabilme imkânı sağlanmıştır. Üreticilerin üretimlerine devam edebilmesi, ürettikleri malların satış bedelini zamanında alabilmeleri ile mümkündür. Bu nedenle, Kanunda komisyoncuların mal bedelini satış tarihinden itibaren on beş iş günü içinde üreticiye veya üretici örgütlerine ödemek zorunda oldukları, süresi içinde üreticiye ödenmeyen mal bedellerinin hal hakem heyeti veya mahkemenin kararı ile ilgilisine ödeneceği hükümlerine yer verilerek, toptancı hallerinde ticari güvenin sağlanmasına ve üreticiler ile üretici örgütlerinin alacaklarını hızlı ve etkin şekilde alabilmelerine yönelik etkin bir mekanizma oluşturulmuştur.

5957 sayılı Kanunun dikkat çekici özelliklerinden birisi de gıda güvenilirliği konusundaki hassasiyetidir. Kanunun 4 üncü maddesi ile perakende satış yapan üreticiler ile toptan veya perakende satış yapan diğer satıcıların; malları cinsine, doğal özelliklerine, kalite ve standartlarına göre sınıflandırmak, gıda güvenilirliğine, teknik ve hijyenik şartlara uygun olarak ürünün özelliğine göre satışa sunmak ve satışa sunulan malların izlenebilirliğine yönelik bilgileri içeren künyeleri kap veya ambalajların üzerinde bulundurulmasını sağlamak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır. Ürün künyesi uygulamasının hayata geçirilmesi ile tüketilen ürünün nerede, kimin tarafından ve hangi üretim yöntemiyle üretildiğine ilişkin bilgilere tüketiciler tarafından ulaşılması mümkün hale gelecektir. Böylece tüketicilerin tükettikleri ürüne ilişkin yanıltıcı bilgilerle aldatılmasının da önüne geçilmiş olacaktır. Ayrıca, yetkili laboratuvarlarda gıda güvenilirliği ve kalitesi analizi yaptırılan mallardan hal rüsumunun yarısı oranında alınacağına yönelik bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenleme, gıda güvenilirliğinin sağlanmasına yönelik teşvik niteliğinde bir hüküm olarak değerlendirilmelidir. Toptancı halleri için ise gıda güvenilirliği analizi yaptırmak Kanunun 16 ncı maddesi ile bir zorunluluk haline getirilmiştir.

Gıda güvenilirliğini sağlamak açısından yapılan bir diğer düzenleme ise toptancı hallerinin fiziki yapısına ilişkindir. Malların tedarik zincirinde en önemli halkayı oluşturan toptancı hallerinin Avrupa Birliği standartlarında çağdaş bir yapıya kavuşturulması büyük önem arz etmektedir. Yapılan yeni düzenlemeler ile birlikte toptancı halleri; müzayede, depolama, tasnifleme ve ambalajlama tesisleri ile laboratuvar ve soğuk hava deposu gibi diğer asgarî koşulları taşıyan projeler çerçevesinde kurulabilecektir. Mevcut toptancı halleri de yine bu altyapı standartları çerçevesinde Kanunla öngörülen süre içinde modernize edilecektir.

Hal hakem heyetlerine ilişkin olarak da 5957 sayılı Kanunda 552 sayılı KHK?den farklı düzenlemeler mevcuttur. 5957 sayılı Kanun ile birlikte hal hakem heyeti üyelerinin sayısı artırılarak uyuşmazlık yaşaması muhtemel tüm kesimlerin temsilcilerine heyette yer verilmiş, kararları ilam niteliğine kavuşturulmuş, kararlarına karşı itirazın yalnızca mahkemeye yapılabileceği hükme bağlanmış ve belki de en önemlisi değeri elli bin TL?ye kadar olan uyuşmazlıklarda heyete başvuru zorunlu kılınmıştır. Şikâyete konu husus, hal hakem heyetinde görüşüldükten sonra alınan karara karşı asliye ticaret mahkemesine itiraz edilmek suretiyle yargıya taşınabilecektir. Böylece anlaşmazlıklar kolay, hızlı ve düşük maliyetle çözümlenebilecek ve mahkemelerin üzerindeki iş yükü de azaltılmış olacaktır.

Sebze ve meyve ticaretine ilişkin kamusal politikaların oluşturulabilmesi ve sektörün bu alanda öngörülerde bulunarak gelişebilmesi, ancak sektöre yönelik sağlıklı verilerin sürekli olarak izlenebilmesi ile mümkündür. Bu nedenle; sebze ve meyve ticaretine konu olan ve toptancı halinde ve dışında işlem gören malların cinsine, miktarına, fiyatına, alıcı ve satıcısına ilişkin bilgilerin elektronik ortamda tutulması, izlenmesi ve duyurulması, meslek mensuplarının (üreticiler, üretici birlikleri, tüccarlar, komisyoncular) kayıt altına alınması, bunlara yönelik veri tabanının oluşturulması ve toptancı halleri arasında ortak bilgi paylaşımının ve iletişiminin sağlanmasını amaçlayan merkezi hal kayıt sisteminin kurulmasına yönelik bir düzenleme yapılmıştır. Hal kayıt sisteminin kurulmasıyla; kamu kesimi, meslek mensupları ve tüketiciler tarafından alım ve satıma konu sebze ve meyvelerin miktar ve fiyatlarına ulaşılabilecek, meslek mensupları kayıt altına alınacak, üreticiler mallarını satacakları tacirlerin irtibat bilgilerine erişebilecek ve onlar hakkında bilgi sahibi olabilecek, ürünlerini daha çok kar edebileceği pazarlara yönlendirebilecek, geleceğe yönelik planlama yapabilecek ve tacirler karşısında daha güçlü bir pozisyonda bulunabilecektir. Ayrıca; e-Dönüşüm Türkiye Projesinde yer alan amaçlar doğrultusunda, vatandaşların, bilgi ve iletişim teknolojileri yardımıyla, kamusal alandaki karar alma süreçlerine katılımı sağlanmış, belediyelerin şeffaf ve hesap verebilir hale getirilmesine katkıda bulunulmuş, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı yaygınlaştırılmış, özel sektör faaliyetlerine yol gösterilerek hedeflerine ulaşmaları temin edilmiş olacaktır. Yine, Bilgi Toplumu Stratejisinde yer alan stratejik önceliklere uygun olarak, meslek mensupları sebze ve meyve sektörüne ilişkin bilgileri etkin bir şekilde kullanabilecek ve böylece önemli bir rekabet avantajı sağlayacaktır. Ayrıca e-ticaretin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılmasına katkıda bulunulacaktır. Öte yandan kamunun sebze ve meyve ticaretine yönelik olarak daha sağlıklı değerlendirmeler yapması ve düzenlemeler oluşturması temin edilecektir. Kayıt dışılığın yüksek olduğu sebze ve meyve ticareti sektöründe Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planında da belirtildiği üzere Hal Kayıt Sistemi kullanılarak yapılacak bildirimlerle ticarete konu sebze ve meyveler kayıt altına alınarak piyasada kayıt dışılık önlenecek, sektörde hesap verilebilirlik ve saydamlık sağlanacak, vergi gelirleri artacaktır.

Türkiye, sebze ve meyve üretimi bakımından dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almaktadır. Üretim, tüketim ve dış ticarete konu olan sebze ve meyveler; hem ekonomik açıdan hem de temel besin maddesi olması açısından üzerinde dikkatle durulması gereken bir alanı oluşturmaktadır.

1/1/2012 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile getirilen hükümler; ürünlerin üretim, dağıtım ve satışında etkinlik sağlayacak ve tüketicilerin daha sağlıklı ürünler tüketmesi açısından olumlu sonuçlar getirecek niteliktedir. Ancak; 552 sayılı KHK ve 5957 sayılı Kanunun gerekçelerine bakıldığında sebze ve meyve ticaretinde yaşanan sorunların geçmişten günümüze benzer nitelikler taşıdığı ve yapılan çeşitli mevzuat düzenlemelerine rağmen devam ettiği görülmektedir. Bu nedenle, 5957 sayılı Kanun ile getirilen ve ?devrim? olarak adlandırılabilecek birçok hükmün uygulanabilmesinin, sebze ve meyve ticareti alanında faaliyet gösteren meslek mensuplarının, üreticilerin ve bu alanda belki de en önemli söz sahibi olarak nitelendirilebilecek olan tüketicilerin desteğinin sağlanması ile mümkün olacağı düşünülmektedir.